Skip to content Skip to footer

Pineal Bölge (3.Göz)

Pineal Bölge Nedir?

Pineal bölge beynin derininde arka kısımda yaklaşık 5-8mm boyutlarında minik bir hormonal bezdir. Böbreklerden sonra gelen vücutta kan akımından en zengin ikinci organımızdır. Pineal bölge, serotonin ve melatonin isimli hormonları salgılayarak gece ile gündüz arasındaki farklılıkları algılamamızı sağlar. Gözde bulununan retina gelen ışığı pineal bölgeye aktararak ışık durumuna göre melatonin hormonu salgılar. Melatonin hormonu karanlıkta salgılanan bir hormondur ve gündüz salgılanmaz. Buna bağlı olarak da gece uyku getirirken gündüz de uyanıklığı sağlar. Uykusuz kalınan gecelerde melatonin düzgün salgılanmadığı taktirde vücut ısı kaybı, gündüz salgılanması gibi problemler ortaya çıkar. Stres, alkol, sigara, fazla kahve, çay ve bilgisayar başında kalma bu durumlara sebebiyet verir.

Pineal Bölge 3.Göz

Üçüncü göz  olarak da anılan pineal bölge geçmişten günümüze mistik bir konu olarak işlensede bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Pineal bezleri ruhani anlamda ‘üçüncü  göz’ ya da ‘aklın ışığı’ olarak adlandırılan pineal bezinin, meditasyon yoluyla Astral seyehat deneyimi yaşamak isteyen kişilerin fiziksel ve doğaüstü-spiritüel  dünyalar arasındaki geçiş yolu olduğuna inanılır. Pineal bezi uzakgörü, durugörü, sezgi, ve öngörü gibi meziyetlerde önemli rol oynar.

Pineal Bezleri Tarihi

Pineal bezlerinin günümüze ulaşması büyük gizem taşır. M.Ö. 4’ncü yüzyılda yunan asıllı anatomi uzmanı Herophilis bu beze ‘düşünce akışını düzenleyen bükücü kas’ adını takmıştır. Bu tanım zihinsel ve fiziksel alemler arasında geçişi açıklamıştır. Bunların yanı sıra Hindistan’ın yoga ve meditasyon geleneklerinde pineal bölge anlatılırken ‘sezginin gözü’ veya ‘üçüncü göz’ olarak bahsi geçer. Pineal bezi Roma’da katolizmde çam kozalağı şeklinde resmedilirken, eski çağlardaki toplumlar özellikle mısır pineal bezlerinin yararlarını biliyor ve göz şeklinde sembolize ediyorlardı. Fransız düşünür, yazar Voltaire bu konu üzerine birçok otopsi yapmıştır. Pineal bezlerinin deniz seviyesinde çok az, yükseklerde ise fazla hormon salgıladığı bilimsel bir gerçektir. Bu sebeple tarih boyunca ibadethaneler yapılırken yüksek konumlar tercih edilmiştir. Yani ibadethanelerin yükseğe yapılma sebebi tanrıya yakın olmak değil bir nevi hormonlar yardımıyla üst bilinçlere daha fazla iletişimde bulunmak olarak idda ediliyor.

Leave a comment

Biogely © 2021. All Rights Reserved.

Cart0
tr_TRTurkish